ANYTIME
Teknemin Hikayesi Jeanneau Sun Odyssey 34.2
3 Aralık 2010 Cuma
8 Eylül 2010 Çarşamba
Mymarina'dan Ciftlik'e
Sabah 10:00 gibi topladigimiz demir ile dogru Ciftlik'e. Uzun bir yelken seyri lie saat 15:30 da Ciftlik Rafet Baba iskelesindeyiz. Cay ve tatliyi hakketmenin yolu 10 tur yuzmek. Kizlar yuzerken biz yuzmenden direkt biralari hallettik bile. Yorulmusuz. 22:30 da yatip 10:00 gibi uyandik.
Marmaris'e dogru dumne tutacagiz. Koydan cikarken onumuzde sevimli bir yunus atliyor. Teknede bir heyacan, bir mutluluk ve kosusturmaca. Herkes fotograf ve cekme ve gorebilme pesinde. Biz onu takip ettikce, o bizimle yaris pesinde. Neyse ki cok guzel goruntuler almayi basariyoruz. Bu motive ile Marmaris'e dumen tutarken aniden Turunc' a girmeye karar verip tonoza baglaniyoruz. Yolda her zamanki gibi Arzu yine nefis yemekler yapmis. Durgun olan hava esmeye de basladi. Deniz, kahve, bira...
Aksam da burada kalmaya karar veriyoruz. Donus biletlerimiz de aldik.12.09.2010 pazar :(
Yunus sevdasi ile yazmayi unutmusuz. Bu gun ramazan bayrami. Sabah herkes havuzkuta toplandi. Buyukten kucuge siralandik. El operek bayramlasip seker ve cikolata yedik. Komsu Alman teknenin seranomimizi izlemesi gorulmeye degerdi. Tam onlara da seker ikram edecektik ki bakislarini kacirdilar.
Marmaris'e dogru dumne tutacagiz. Koydan cikarken onumuzde sevimli bir yunus atliyor. Teknede bir heyacan, bir mutluluk ve kosusturmaca. Herkes fotograf ve cekme ve gorebilme pesinde. Biz onu takip ettikce, o bizimle yaris pesinde. Neyse ki cok guzel goruntuler almayi basariyoruz. Bu motive ile Marmaris'e dumen tutarken aniden Turunc' a girmeye karar verip tonoza baglaniyoruz. Yolda her zamanki gibi Arzu yine nefis yemekler yapmis. Durgun olan hava esmeye de basladi. Deniz, kahve, bira...
Aksam da burada kalmaya karar veriyoruz. Donus biletlerimiz de aldik.12.09.2010 pazar :(
Yunus sevdasi ile yazmayi unutmusuz. Bu gun ramazan bayrami. Sabah herkes havuzkuta toplandi. Buyukten kucuge siralandik. El operek bayramlasip seker ve cikolata yedik. Komsu Alman teknenin seranomimizi izlemesi gorulmeye degerdi. Tam onlara da seker ikram edecektik ki bakislarini kacirdilar.
7 Eylül 2010 Salı
Ekincik Karaçay
Sabah, oğlum 7 gibi kalkıp, ''sepette balık var mı'' operasyonuna girişince tüm mürettebatta erkenden uyanmış oldu.
Bu gün bizim evlilik yıldönümümüzmüş. Teknede çabucak zaman kavramımızı yitirince gelen mesaj ile hatırlamış olduk.
Kahvaltıdan sonra önce Çiftlik Koyu'na oradan da belki Rodos'a gideriz diyerek palamarları çözdük.
Fakat Ekincik'ten çıkar çıkmaz dışarıda sert hava olduğunu görünce seyahatimizin devamı için Kargı veya Büyüksemizce koylarından birine demirlemeyi daha uygun bulduk. Tam Kargı koyuna yönelmişken birden aklımıza pis su tankımızın dolduğu geldi. Haydaa nasıl da unutmuşuz boşaltmayı. Tekrar çıktık koy dışına.Döndüğümüzde ise gözümüze daha önceden kestirdiğimiz yeri dev bir motoryata kaptırdığımızı gördük. Biz de Semizce koylarindan birine yoneldik. Buyuk Semizce'de 2 guletin hemen yanina demir atmaya karar verdik. Fakat bordadan gelen ruzgar 2 demir atma denememizi de bosa cikardi.
Yeni demir yerimiz My-Marina'yi pruvamiza aldigimizda sancak bordadakalan kucuk koy oldu. Tek deneme ile demirimizi tutturduk. Demir atmalari bu gune kadar hep kidemli tayfam, sevgili esimle yapiyoruz. Her ne kadar "dumeni sen al,zinciri ve koltuklari bana birak" desem de o, simdilik yaptigi yorucu isten memnun. Tabi bu sefer teknede Engin gibi 3. bir yardimci olunca esim huzura kavusuyor. Ve 3 kisi bu isleri yapmanin keyifini cikartiyor. Birimiz dumende, birimiz irgatta, birimiz de koltuk halatlarinda. Hatta 4. Kisi de mutfakta. Arzu mutfakta ve her seyden once seyir halinde iken mutfakta bulunup yemek pisirmekte olagan ustu basarili. Biz tam 3 saat seyir ve demir mucadelesi verirken mutfaktan taze fasulye, semizotu, pilav, ve sosisten olusan ogle yemegi Tum yorgunlugumuzu aldi.
Yemekten sonra Engin ve cocuklar ile dingiye atladigimiz gibi koye su takviyesine ve cop atmya dogru yollandik.
Gece hava sertlemeye basladi. Ve saat 22:00 civari ultra lux ve buyuk bir gulet dibimize zincir atti. Muhtemelen zinciri uzerimizde. Sabah erken cikacaktik. Ama boylece bu plan suya dusmus oldu. Gece de huzursuz bir uyku tabi. 10 dakikada bir uyanip kim kimin uzrine dusuyor diye bakip durdum. Bazi sagnaklarda ise gece uyanmalrinda Engin ile karsilasip etrafi birlikte kolacan ediyorduk.
Bu gün bizim evlilik yıldönümümüzmüş. Teknede çabucak zaman kavramımızı yitirince gelen mesaj ile hatırlamış olduk.
Kahvaltıdan sonra önce Çiftlik Koyu'na oradan da belki Rodos'a gideriz diyerek palamarları çözdük.
Fakat Ekincik'ten çıkar çıkmaz dışarıda sert hava olduğunu görünce seyahatimizin devamı için Kargı veya Büyüksemizce koylarından birine demirlemeyi daha uygun bulduk. Tam Kargı koyuna yönelmişken birden aklımıza pis su tankımızın dolduğu geldi. Haydaa nasıl da unutmuşuz boşaltmayı. Tekrar çıktık koy dışına.Döndüğümüzde ise gözümüze daha önceden kestirdiğimiz yeri dev bir motoryata kaptırdığımızı gördük. Biz de Semizce koylarindan birine yoneldik. Buyuk Semizce'de 2 guletin hemen yanina demir atmaya karar verdik. Fakat bordadan gelen ruzgar 2 demir atma denememizi de bosa cikardi.
Yeni demir yerimiz My-Marina'yi pruvamiza aldigimizda sancak bordadakalan kucuk koy oldu. Tek deneme ile demirimizi tutturduk. Demir atmalari bu gune kadar hep kidemli tayfam, sevgili esimle yapiyoruz. Her ne kadar "dumeni sen al,zinciri ve koltuklari bana birak" desem de o, simdilik yaptigi yorucu isten memnun. Tabi bu sefer teknede Engin gibi 3. bir yardimci olunca esim huzura kavusuyor. Ve 3 kisi bu isleri yapmanin keyifini cikartiyor. Birimiz dumende, birimiz irgatta, birimiz de koltuk halatlarinda. Hatta 4. Kisi de mutfakta. Arzu mutfakta ve her seyden once seyir halinde iken mutfakta bulunup yemek pisirmekte olagan ustu basarili. Biz tam 3 saat seyir ve demir mucadelesi verirken mutfaktan taze fasulye, semizotu, pilav, ve sosisten olusan ogle yemegi Tum yorgunlugumuzu aldi.
Yemekten sonra Engin ve cocuklar ile dingiye atladigimiz gibi koye su takviyesine ve cop atmya dogru yollandik.
Gece hava sertlemeye basladi. Ve saat 22:00 civari ultra lux ve buyuk bir gulet dibimize zincir atti. Muhtemelen zinciri uzerimizde. Sabah erken cikacaktik. Ama boylece bu plan suya dusmus oldu. Gece de huzursuz bir uyku tabi. 10 dakikada bir uyanip kim kimin uzrine dusuyor diye bakip durdum. Bazi sagnaklarda ise gece uyanmalrinda Engin ile karsilasip etrafi birlikte kolacan ediyorduk.
5 Eylül 2010 Pazar
Yine Marmaris
Saat 17:30.
Simdi Anytime'a ulasabildik. Bu seyirde sevgili arkadaslarimiz Arzu, Engin ve kizlari Balki bize eslik edecekler. Hemen daha once hazirlamis oldugumuz alis veris listesini paylasip alis verise cikiyoruz. Fakat hava kararinca sabah erkenden seyir yapma karari aliyoruz. Marina cok sicak degil. Havuzlukta guzel bir aksam yemeginden sonra herkes kamaralarina cekiliyor.
Sabah kahvaltimizi yaptiktan sonra Ekincik'e dogru palamarlarimizi cozuyoruz. Arzu hemen mutfaga dalip ise koyuluyor. Mutfaktan gercekten de guzel kokular gelmeye basladi. Yemeklerimiz hazirmis bile. Yaklaşık 4,5 saatlik bir seyir oldu. Büyük bir çoğunluğu ise 5-6 knot hız ile yelken seyri idi. Ekinick'de Karaçay Koy'una kıçtan kara demir atarak bağlandık. Eşim ırgatı, Engin ise koltuk halatlarını kolayca halletti.
Bana da Arzu'nun yaptığı yemekleri tüketmek düştü...
Yemekten sonra dingi ile kaşığa çıktık. Sepeti de atmayı unutmadık tabi ki.
Akşam yine güzel bir et yemeği ve şarap eşliğinde, muhabbetle saat 12 gibi uykuya daldık...
21 Ağustos 2010 Cumartesi
Ekincik - Çiftlik
Sabah kahaltıdan sonra kararlaştırdığımız üzere palamarlarımızı çözdük. Hafif bir esinti var. Bu rüzgar yolda çok işimize yaradı. Neredeyse 2 tramola ile full arma çiftiliği tutturduk. Çiftilik koyu yazın hep esintili oluyor. Gün batımına kadar denizden karaya doğru esen rüzgar, aniden gün batımı ile tam ters bir şekilde karadan denize doğru esmeye başlıyor. Eğer iç iskelelere yanaşırsanız ya da iskelenin dışına baştan kara olursanız hatch lerden içeri maksimum düzeyde rüzgar alma şansınız olur. Çiftilik'de bizim tercihimiz lezzet, hizmet, ve fiyat açısından ''Rafet Baba'' dır.
Yanaşma sırasında bizim hanım tonoz ipini kakıçla alıp anında iskele baş omuzluğa volta edince ''yenge sen tam denizci olmuşsun'' övgüsünü alıverdi palamarlardan. Gerçekten de artık mükemmel bir uyumla, günden güne deniz üzerinde hızla gelişip öğreniyoruz. Hafif rüzgar ve tramolalarla geldiğimiz 6 saatin üzerine bu övgü eşime ilaç gibi geldi.
Herşey yolunda deniz temiz ve serin hava esintili. Aynen akşam yemeğimiz de güzel ve esintili...



Yanaşma sırasında bizim hanım tonoz ipini kakıçla alıp anında iskele baş omuzluğa volta edince ''yenge sen tam denizci olmuşsun'' övgüsünü alıverdi palamarlardan. Gerçekten de artık mükemmel bir uyumla, günden güne deniz üzerinde hızla gelişip öğreniyoruz. Hafif rüzgar ve tramolalarla geldiğimiz 6 saatin üzerine bu övgü eşime ilaç gibi geldi.
Herşey yolunda deniz temiz ve serin hava esintili. Aynen akşam yemeğimiz de güzel ve esintili...

Çiftlik
Gece serin serin uyuduktan sonra bu gün de burda kalmaya karar verdik. Yaşasın tembellik!!!Yanımızda Amerikan Bayraklı bir tekne. İçinde 60 yaşlarında Amerikalı şık bir çift. Tekne ile Amerika'dan gelmişler. Bu sene Marmaris'te kışlatacaklar. Seneye dönüş. Tekne ve donanımı nefis. Ağzımızın suyu aktı. Adam bizim Amerikan bayrağını görünce, alışık olduğunu, fakat ilk geldiğinde bu kadar Amerikan Bayrağına çok şaşırdığını ve işlerin Amerika'da bile bu kadar kolay olmadığını anlattı. Sohbet ilerledikçe mevzu teknelere geldi. Ağzımızın suyunu da görmüş olacak ki,
'' Tekne deliğe benzer, para ve zaman ister, ne kadar büyük tekne, o kadar çok zaman ve para'' diyerek bir nevi de bizi avutmuş oldu.
Artık biliyoruz ki ''Big boat, big hole''...
Bir deniz ve tekne yolculuğumuz daha geride kaldı. Ağzımız kulaklarımızda, gönlümüz Anytime'da bedenimiz ise yine İstanbul'da...

20 Ağustos 2010 Cuma
Yine Marmaris'teyiz.

Bu sefer oğlumuzdan ayrı geldik Marm
aris'e. O Ayvalık'da dede ve babannesiyle beraber.Bizde burada Anytime'da. Mayıs ayında aldığımız uçak biletlerimizle.
Bu sefer ki program Cuma -Pazartesi.
Saat 10 gibi marinadayız. Hanım Migros'da alışverişte. Ben ise tekneyi seyre hazırlama telaşında.
Bu sefer hızlıyız saat 12:00 gibi palamar çözdük, rotamızda Ekincik var. Nasipse ilk defa göreceğiz.
Hanım 5 saat seyir nasıl geçecek derken Sohbet, yemek, biraz yelken, biraz motor 17:30 gibi biz My Marina' ya geldik bile.
Tonoz alıp kıçtan karayız. 2. kaptan yine harikalar yarattı.
Yorgunuz. Hava sıcak. Doğru denize. Ama nafile. Deniz tam vücut sıcaklığında. Hiç serinleyemedik.
Tekneyi neta ettik. Doğru çok namını duyduğumuz restauranta. Restorant tepede çamlar arasında gizli. Ve çamlar arsından ilerleyen asansörle ulaşılabiliyor.
Yemekler müthiş. Hizmet müthiş. Muhtemelen hesap da diye düşündük. Ama verilenler karşısında alınan bize çok gelmedi.
Menümüz;
Kalamar
Ahtapot ızgara
Jumbo karides
2 barbun (her biri 1 porsyon büyüklüğünde)
1 roka salatası
ve içeceklerimiz.
Neyse tüm bunlardan sonra güzel bir uyku dedik. fakat o da ne ? Tekne uyunacak gibi değil. Nefes alınmıyor sıcaktan. Anlaşıldı ki sabah erkenden palamarları çözeceğiz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)